AKUPUNKTUR’A BAŞLARKEN

“İğne hastanın sol koluna batırılmıştı…
Göğüs kafesi genişçe açılmıştı. Kalbinin attığını görüyordum ve bütün bu süre boyunca hasta aklı başında ve neşeyle laf alışverişi yapıyordu. Ameliyat yarıya geldiğinde hasta acıktığını söyledi. Cerrahlar ara verdiler ve hastaya bir tas komposto ikram ettiler…”

Bu Akupunktur ile ameliyat öncesi anestezi konusunda incelemeler yapmak üzere gittiği Çin’den dönen ünlü Amerikan kalp uzmanı Prof. Dr. E. Gray’a ait…
Aslında, anestezi, akupunkturun bir çok kullanım alanından sadece biri…

Akupunktur NEDİR?
Akupunktur , binlerce yıllık geçmişe dayanan bir tedavi etme sanatıdır. Terim latince akus fiğne)punfctura (delme) kelimelerinden türemiştir. Tekniği ise, insan bedeninin belirli noktalarına, belirti prensipler dahilinde iğneler batırmaya dayanır. ilk çıkışı, etki mekanizması ve özellikleri hakkında, çok çeşitli ifadeler mevcuttur.

Akupunktur TÜRK BULUŞU MU?
Bütün dünyada, Akupunktur , bir “Çin Harikası” olarak bilinir. Ama Dr. M. Yakup Buğra’ya bunu sorduğumuzda, bize bir belge göstererek “Bu belge dünyada sadece bende var, bir nüshası da Berlin Müzesindeki koleksiyonda saklanıyor” dedi ve ekledi: “Bu tablo Uygur Türkeri’ne aittir ve Uygur Türkçesi ile yazılmıştır. Çıplak bir insan vücudu üzerindeki işaretlenmiş noktalar ve vazıh açıklamalar, bunun bir Akupunktur atlası olduğunugöstermektedir. Muhtemel yazılma tarihini ve elimizdeki Çin kaynaklarının eskiliği düşününce, tarihte ilk defa akupunkturu Uygur Türkeri’nin uyguladığı sonucuna varırız. Zamanla bu, komşuları olan Çin’e geçmiştir…”

3000 YILLIK İĞNELER
Akupunkturu ilk defa sistematize eden ve halk kitleleri arasında kullananlar Çinlilerdir. Bu konuda, kitap olarak, ilk kaynak Hundgi Neiging Suwen (Sarı imparator-un İç Hastalıkları Klasiği) M.Ö 200’de yazılmıştır.

Aslında en eski çağlarda ufak kaya parçaları ve keskin taşların bu niyetle kullanıldığı, hatta Brezilya’da yabani bir yamyam kabilesinin, bir kamışla Akupunktur noktalarına irice okçuklar üflediği kaynaklarda yazılıdır. Demir çağında ise demirden iğneler kullanılmışı. Bu dönemden hemen önce, çubukçuklar ve bitki dikenleri bile kullanılmış.

ESKİ İLE YENİ ELELE
Akupunktur , dünyaya, o zamandan bu yana yayılmıştır. Ama en hızlı ve çabuk yayılımı 1945’ten sonraya rastlamaktadır. 1945’lerden bu yana, bu tedavi metodunun sistematik olarak araştırılması ve daha analitik olan batı tıbbıyla karşılaştırılması gayretleri devam etmektedir. Bugün, Çin’de Akupunktur uygulayan yaklaşık 600 bin doktor mevcuttur. Aynı zamanda Çin’de Akupunktur ve batı tıbbı iki ayrı disiplin olarak işbirliği içinde çalışmaktadır.
Yüzü aşkın ülkede bugün, Akupunktur resmi. bir tedavi metodu olarak kabul edilmiştir. Dünya Sağlık Teşkilatı ve başta Fransa, ingiltere ve Almanya olmak üzere batı ülkelerinde, Akupunktur , tıbbi disiplin olarak okutulmaktadır. Avusturya ve Almanya’da Akupunktur tedavi ücretleri -sağlık sigortalan tarafındankarşılanmaktadır. Akupunktur uzmanlarının bünyesinde toplayan Akupunktur enstitüleri, özel Akupunktur dergileri yayınlamakta ve bu disiplinin doktor olmayan kişilerce suiistimalini önlemeye çalışmaktadırlar. Ayrıca her yıl Akupunktur kongreleri düzenleniyor ve olayın bilimsel yönleri araştırılıyor.

Akupunktur bütün dünyadan bilim adamlarıın katıldığı Akupunktur kongreleri düzenleniyor ve olayın bilimsel yönleri araştırılıyor.

Akupunktur NOKTALARI VE MERİDYENLER
Akupunktur , -her hastalıkta, ister fiziksel isterse psikolojik olsun-vücudun bazı bölgelerinde hastalıkla hassaslaşan özel noktalar bulunduğu ve bunların, hastalığın iyileştirilmesiyle ortadan kaybolduğu prensibi üzerine kurulmuştur. Akupunktur noktası adı verilir. Hastalar bazen, durup dururken noktaların hassasiyetinden şikayet etmekte, bazen de ancak basınç uygulandığında hassaslaştığını belirtmektedirler. Diğer zamanlarda bu noktalar ancak usta akupunkturcular tarafından zorlukla bulunabilmektedir.

Akupunktur noktası, bir düğümcük (daha çok fibrozitte bulunanlar gibi) kasılmış bir kas parçası veya sadece şişmiş ya da soluklaşmış hassas bir deri sahası olabilir. Çinliler bin kadar Akupunktur noktası tarif etmişlerdir ve noktaların büyük bir kısmım on iki ana grupta sınıflandırmışlardır. On iki ana gruptan her birine ait olan noktalar vücut yüzeyinde-“Meridyen” denen hayali bir çizgiyle’ birleştirilmektedir. On iki ana meridyen; akciğer, kalın bağırsak, mide, dalak, kalp, ince bağırsak, idrar torbası, böbrek, perikart, “üç ısıtıcı” (solunum, sindirim ve ürogenital sistem) safra kesesi ve karaciğeri kontrol eder. Meridyenler boyunca bütün Akupunktur noktaları adı geçen organı etkilerler. Aslında meridyenler bu kadar basit değildir: Çünkü, uzantıları doğrultusundaki uyarımlar, yalnızca adı geçen organları değil, aynı zamanda embriyolojik olarak beraber geliştikleri oranları da etkilerler.

İşte, Akupunktur teorisine göre “insan vücudundaki değişik organların fonksiyonel faaliyetlerini kontrol eden, ayarlayan temel bir unsur, meridyen denen on iki çift farazi kanalda dolaşan birbirine zıt iki (Ying ve Yang) hayat enerjisinden ibarettir.

Herhangi bir sebeple bu kanallardaki enerji dolaşımı bozulur veya kesilirse, vücudun değişik kısımlarının fonksiyonları, dengesini veya uyumunu kaybeder. Bunun sonucu olarak da rahatsızlık, acı ve hastalıklar oluşabilir. Doğru meridyenler üzerindeki belli noktaların akupunkturu; kanalın yolunu açma, enerji akışım kuvvetlendirme veya yayma etkileri yanında vücudun normal fonksiyonunu sağlayacaktır.

MERİDYENLERE İLGİNÇ YAKLAŞIMLAR
Bu meridyenlerin, Kiriian fotoğrafçılığı ile belirlendiği iddia edildi.
Bir başka ilerleme:Ruslar, Tobiskop adım verdikleri ve bir Akupunktur noktası üzerinden geçirilişinde ışık yayan bir elektronik alet geliştirdiler.

Parlak Akupunktur noktalarını, zayıf olanı ise potansiyel veya mevcut bir hastalığı göstermektedir. Yine on yıl önce meydana gelen şaşırtıcı bir vaka dikkatlerin yeniden meridyenler üzerinde toplanmasına yol açtı: Tokyo Üniversitesinden Prof. Dr. T. Nagahama, üzerine yıldırım düşen ama sağ kalan bir hastayı tedavi ediyordu.

Başına gelenler sonucu hastanın derisi çok hassaslaşmıştı ve kendisince daha Akupunktur NASIL Akupunktur NASIL Nagahama daha sonra;meridyenler boyunca iletim hızının, sinirlerde olduğundan çok farklı olduğunu buldu. Bu hız, yaklaşık on defa daha yavaştı.

Akupunktur NASIL meridyenleriydi.

Dr. Nagahama daha sonra; meridyenler boyunca iletim hızının, sinirlerde olduğundan çok farklı olduğunu buldu. Bu hız, yaklaşık on defa daha yavaştı.

Akupunktur NASIL meridyenleriydi.

Dr. Nagahama daha sonra; meridyenler boyunca iletim hızının, sinirlerde olduğundan çok farklı olduğunu buldu. Bu hız, yaklaşık on defa daha yavaştı.

Akupunktur NASIL önce hiç sinir hatları değil AkupunktuAkupunktur sinir hatları değil Akupunktur noktasına batırdığında varlığım hissettiği ince, uzun hatları tarif edebildi. Hastanın tarif ettiği, Akupunktur sinir hatları değil Akupunktur bilinmeyen ve doktor iğneyi bir Akupunktur noktasına batırdığında varlığım hissettiği ince, uzun hatları tarif edebildi. Hastanın tarif ettiği, Akupunktur sinir hatları değil Akupunktur meridyenleriydi.

Dr. Nagahama daha sonra; meridyenler boyunca iletim hızının, sinirlerde olduğundan çok farklı olduğunu buldu. Bu hız, yaklaşık on defa daha yavaştı.

Akupunktur NASIL UYGULANIR?
Akupunktur’da sadece bir tek hüner gerekir:
istenilen sonucu elde etmek için deriyi nereden uyaracağını bilmek.
Sterilize haldeki altın, gümüş, bakır ve paslanmaz çelik gibi metallerden yapılmış, değişik büyüklükte ve incelikteki iğneler, hastanın vücudundaki Akupunktur noktalarına  batırılır. Geleneksel Çin kaynakları elli kadar değişik iğne batırma yolunu tarif etmekte iseler de, genel olarak iğne doğru yere yerleştirildikten sonra uyarının etkinliği şu altı şeye bağlıdır: Açtığı delik, hareket etme miktarı (bazı akupunkturcular iğneyi parmak uçlarının arasında döndürürler)girdiği derinlik (1-2 mm) sivriliği, yerleştirildiği yerde kalma süresi (tedavi sırasında 15-30 dakika, cerrahi anestezilerde ise daha uzun süreli) tedavinin tekrarlanma sayısı (haftada bir olmak üzere toplam ortalama 12 seans).

iğne, vücudun belli bir noktasına sokulurken duyulan acı, uyuşukluk ve sızı, etkinin bir ön şartıdır. Ama akupunktur cuların çoğu az acı veren, ince ve sivri iğneler kullanmaktadır.

Burada üzerinde önemle durulması gereken bir nokta da sterilizasyondur. iğnelerin yeteri kadar sterilize edilmemesi ve hastanın enfeksiyon kapması akupunkturun muhtemel tek yan etkisidir. Bu komplikasyonu engellemek için, lazer akupunkturu daha çok tercih edilir hale gelmektedir.

Aynı zamanda, dermatozlu hastalarda, iğneden çekinen ya da korkan veya iğneyi kaldıramayan çocuklar ve yetişkinlerin tedavilerinde lazer büyük bir rahatlama sağlamaktadır.

Akupunkturla tedavi için, daha çok, batı tıbbının, tedavisinin sonuç vermediği hastalar geliyor. İngiltere’de Tüketiciler Birliği dergisi Whick tarafından yapılan bir araştırmanın sonucunda şöyle denmektedir: “Akupunkturculara gidenlerin çoğunluğunu modem tıbbın tedavisinin çaresiz kaldığı vakalar oluşturmaktadır. Buna rağmen iyiye gidiş oranı %75’e ulaşmaktadır. Bu ise neresinden bakarsanız bakın ilgi çekici bir rakamdır.”

Dünya Sağlık Örgütü  150 den fazla hastalıkta Akupunktur uygulamasının faydalı olduğunu yayınlamış ve önermiştir.
SON ARAŞTIRMALARIN SONUÇLARI
1960 yılında Felix Mann ile başlayan ve günümüze kadar devam eden araştırmalarda akupunkturun vücut üzerindeki muhtemel tesirleri konusunda 7 çeşit etki ileri sürülmüştür:

1. Analjezik-anestetik etkisi: Bu, ağrı eşiğinin yükselmesi ile olur. Total duyu kaybı yoktur.
Prof. Dr. Ronald Melzack da The Pain adlı tıp dergisinde diyor ki: “Bazı noktalardaki basınç, özel ağrı şekilleriyle ilişkilidir. Kısacası, bu noktaların iğneyle yoğun tahriki bazen uzun süreli ağrı kesilmelerini sağlamaktadır.”

ABD’deki heyecan verici bir deney akupunkturun etki mekanizması konusunda yeni bir sayfa açtı: Akupunktur sonucu, beyinde, ağrı kesici etkisi olan “endorfin” üretilmektedir.

Başka bir ilgi çekici bulgu da bir anti-narkotik olan naloxan’ın, sadece morfin, eroin ve benzeri uyuşturucuların etkisini tersine çevirmekle kalmayıp, aynı zamanda akupunkturun ağn kesici etkisini de engelliyor olmasıdır. Bu da akupunkturun ve bilinen en kuvvetli ağrı kesicilerin aynı beyin alıcılarına etki ettiklerini göstermektedir.

2. Sedasyon Akupunktur noktalarının stimüle edilmesi ile bir uyku hali ve dinlenmiş olarak uykudan uyanıldığı görülür. akupunktur tedavisi ile EEG’de delta ve teta dalga aktivitelerinde değişme gözlenmiştir. Akupunkturdan sonra beyin dokusundaki dopamin miktarında artışlar tespit edilmiştir. Dopamin eksikliği ile karakterize bazı hastalıklar ve Parkinson’un tedavisinde akupunkturun etkisi böyle açıklanabilir.

3. Homeostatik etkisi: Vücut rezistansını artırır. Bu, lökosit sayısında, antikorlarda ve gamma globulinlerde artışla olur. Bir çok olgularda antikor titrelerinde 2-4 kez artışlar meydana gelmiştir. Bu yüzden enfeksiyonlara karşı mücadelede yardımcı etkisi vardır.

4. Psikolojik etkisi: Sakinleştirici ve trankilizan etkilidir. Psikolojik etkiler hipnoz ve oto-telkinle karıştırılmamalıdır. Akupunktur tamamen farklıdır. Şöyle ki: Akupunktur anestezisi ile acil cerrahi müdahaleler bile yapılabiliyor iken, hipnotik anestezi için . uzun eğitim dönemlerine ihtiyaç vardır. Hipnozdaki robotvarî hareketlerin yerine akupunkturda kendiliğinden hareketler, jest ve mimikler mevcuttur.

5. Motor fonksiyonlarda iyileşme etkisi: Paralizi olgularında geç safhalarda bile akupunkturla olumlu cevap alınabilmektedir.

6. Duygulara etkisi: Tıbbî eğitim görmüş akupunkturculardan biri, bedensel rahatsızlıkların akupunkturla iyileştirilme aşamasında, akupunkturun, kimi zaman duygularla da ruhsal bir yarayı deşermiş gibi bir arınma, bir boşalma getirdiğini söylemektedir.

Bütün bu sayılanların yanında, kimyasal ve humoral bazı faktörlerin de akupunktur etki mekanizmasına karıştığına şüphe yoktur. Mesela bir fare akupunktura tabi tutulduğunda  ağrı duyusu eşiğinde yükselme gözlenir. Bu hayvanın kanı, akupunkturize edilmemiş bir hayvana verildiğinde ikincisinde de ağrı duyusu eşiğinde yükselme gözlenmiştir.